Yönetici Atama Kararı ve MEB'in İzlemesi Gereken Kaçınılmaz Yol Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun her bir madde için ayrı ayrı gerekçe yazılmasını istemesi sonrasında, dosyayı gönderdiÄŸi Danıştay 2. Dairesinin kararını 4 Nisan tarihinde yayımlamıştık. Haberimizde de yer aldığı üzere Danıştay, 26 sayfalık gerekçe yazmıştı... Danıştay tarafından verilen 26 sayfalık kararın, özet ve temel ilkelerini bir kez daha ortaya koyuyoruz. 7 Nisan 2008 10:45 Danıştay tarafından verilen 26 sayfalık kararın bir özetinin yapılmasının ve temel ilkelerinin ortaya koyulması tüm eÄŸitimciler için yararlı olacaktır. Öncelikle bu kararın bir tarihçesini hatırlatarak baÅŸlayalım. AKP iktidarının Milli EÄŸitim Bakanı Sayın Doç. Dr.Hüseyin Çelik Döneminde EÄŸitim Yöneticileri için düzenlenen tüm yönetmeliklerin bazı maddeleri hukuka aykırı olduÄŸu gerekçesiyle açılan davalar neticesinde yargıdan dönmüÅŸ ve bu süreçte ilki 11.01.2004 tarihinde yayımlanan Milli EÄŸitim Bakanlığı EÄŸitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer DeÄŸiÅŸtirme YönetmeliÄŸinin tamamını yürürlükte n kaldıran Milli EÄŸitim Bakanlığı EÄŸitim Kurumları Yöneticilerinin Atama YönetmeliÄŸi 13.04.2007 tarihinde yayımlanmış ve yayımlandığı gün EÄŸitim-İş ve ardından Türk EÄŸitimsen ile EÄŸitimsen sendikaları tarafından yargıya taşınmıştı. Danıştay 2.Dairesi 30.04.2007 tarihinde idarenin savunmasını almaksızın YönetmeliÄŸin Yürütmesinin Durdurulmasına karar verdi. CHP Yalova Milletvekili Muharrem İNCE tarafından verilen soru önergesine Bakan Çelik tarafından verilen cevaba göre 15.000 yönetici ataması bu yönetmeliÄŸe göre yapılmıştı. (http://www2.tbmm.gov.tr/d23/7... linkinden görülebilir.) Bu atamaların geri alınması için EÄŸitimsen tarafından açılan dava sonucunda bu atamalar bakanlıkça geri alınmıştı. Mahkeme ilk görüÅŸmesini yapmış idareden savunma almamıştı. Bu nedenle idarenin de savunmasını alarak yaptığı deÄŸerlendirme sonucunda MEB tarafından Danıştay Dava Dairelerine itiraz edilmiÅŸti. Bu itirazı deÄŸerlendiren yüksek mahkeme karar metninde yürütmesi durdurulan maddeler hakkında ayrı ayrı gerekçe yazılmadığı gerekçesiyle alınan kararı ÅŸekil yönünden iptal etmiÅŸ ve dosyayı Danıştay 2.Dairesine tekrar görüÅŸülme k üzere geri göndermiÅŸti. Bu durum basında "MEB Yönetici Atama Davasını kazandı" ÅŸeklinde yanlış bir haber olarak yer almıştı. Dosyanın geri gönderilmesine istinaden mahkeme tarafından kanun gereÄŸi öncelikli görüÅŸülme si gereken dava konusu iÅŸlem tekrar ele alınarak Danıştay 2.Dairesi tarafından yeniden ele alınmış önceki karar doÄŸrultusunda bir karar vermiÅŸtir. Önceki kararda var olan eksiklikler Danıştay Dava Dairelerinin dosyayı geri gönderme gerekçeleri doÄŸrultusunda giderilmiÅŸ ve 26 sayfalık geniÅŸ kapsamlı karar ilgililere tebliÄŸ edilmiÅŸtir. Karar Metninin DeÄŸerlendirmesini Yapacak Olursak; Bu kararda bulunan bazı hususlar bundan sonraki süreçte idari iÅŸlemlerde yapılması, uyulması ve yapılmaması gerekenler konusunda çok büyük ayrıntılar içermektedir. Kararda; 1. İdari yargı yerlerince verilen kararların uygulanıp uygulanmaması konusunda idarenin herhangi bir "takdir yetkisi"ne sahip olmadığı, bu kararların doÄŸruluÄŸunu tartışma ve buna göre uygulama yetkisinin bulunmadığı, idarelerin bu alandaki yetkilerinin, "baÄŸlı yetki" niteliÄŸinde olduÄŸu vurgulanmıştır. 2. Mahkeme tarafından İptal edilen bir idari iÅŸlem o iÅŸlemle ilgili ne varsa hepsini iptal eder. Yani 13 Nisan 2007 tarihli yönetmeliÄŸin iptal edilen maddelerine göre yapılan ne kadar iÅŸlem varsa hepsi iptal olur. 3. Bu iptaller için herkesin tek tek dava açmasına gerek olmayıp herkes için uygulanması gerekmektedir. 4. Takdir puanı gibi subjektif deÄŸerlendirmeler objektif deÄŸerlendirmelerin asla önüne geçemez. 5. Müdürlük görevlerine atamaların yapılmasında, kriterleri objektif olarak belirlenmiÅŸ bir yazılı sınav yerine mülakat sınavı düzenlenmesi hukuka uygun deÄŸildir. 6. Kamu hizmetinin etkin ve süratli bir ÅŸekilde yürütülmes inin saÄŸlanması amacıyla, liyakatin; kriterleri objektif olarak belirlenmiÅŸ bir yazılı sınavla saptanması gerekmektedir.. 7. Adaylardan uygun görülmesi halinde birisinin atamasının atamaya yetkili makamca yapılması ÅŸeklindeki düzenleme yapılan daha önceki bir düzenleme; atamaya yetkili makamın öznel deÄŸerlendirmelerine ve mutlak takdirine yol açıcı nitelikte görülmüÅŸt ür. 8. Müdürlük görevine yapılacak atamalarda adayların eÅŸit koÅŸullarda yarışmalarını saÄŸlayan nesnel bir yöntem olan yazılı sınavdan sonra, her türlü öznel deÄŸerlendirmeye açık bulunan sözlü sınav yapılması, yazılı sınavın nesnel sonuçlarını etkisiz kılacağından; YönetmeliÄŸin sözlü sınav öngören düzenlemesi hukuka uygun deÄŸildir. Denilmektedir. Danıştay Kararına Göre Yönetici Atamadaki Hukuksal Temel İlkeler Neler Olmalıdır? Öncelikle; -Yöneticilik görevine aday olacakların haberdar edilmesini saÄŸlamak suretiyle geniÅŸ katılımı ortaya çıkarma, (Duyuru yapılması ÅŸartı) -Yöneticilik görevine aday olanların deÄŸerlendirilmesini, kriterleri objektif (nesnel) olarak belirlenmiÅŸ bir seçme usulü ile gerçekleÅŸtirme, (sınav, sicil, eÄŸitim, hizmetiçi eÄŸitim, ödül, akademik kariyer…) -DeÄŸerlendirme kriterlerini, en uygun personelin seçilmesini saÄŸlayacak biçimde oluÅŸturma, -DeÄŸerlendirmenin somut verilere (bilgi, belge) dayalı biçimde gerçekleÅŸtirilmes i suretiyle hukuka uygunluk denetiminin kapsamını sınırlandırıcı etkide bulunmama, biçiminde ifadelendirilebilir. İkinci olarak da, Danıştay tarafından daha önce de aynı konuda verdiÄŸi kararlar; hukuka aykırılığını ortaya koyduÄŸu normatif düzenlemelere benzer yeni düzenlemeler yapılmaması konusunda idareyi bilgilendirici açıklamalar içermektedir. Buna göre; idare, söz konusu YönetmeliÄŸi yürürlükte n kaldırıp, yeni bir yürürlüÄŸe koyarken anılan kararlarda yer alan ilkeleri göz önünde bulundurmak zorundadır. (Yani mahkeme kararları doÄŸrultusunda bir yönetmeliÄŸi en kısa sürede çıkarmak idarenin zorunlu görevidir.) Kamu personelinin aynı hizmet örgütü içindeki baÅŸka bir göreve atanmasında göz önüne alınacak temel amaç, "kamu hizmeti"dir. Kamu personelinin temel iÅŸlevi; kamu hizmetini yürütmek olduÄŸuna göre, atanmasında da göz önünde bulundurulacak temel ilke kamu hizmetinin daha iyi yürütülmes i amacı olmalıdır. Yapılacak atamalar bu amaca uygun yapılmalıdır. Yani amaç saptırılmadan bu iÅŸi yapabilecek en iyi kamu görevlisini seçmek yönünde bir düzenleme yapılmalıdır. Mahkeme kararında ayrıca; hukuk kurallarının idari faaliyetlerin tüm ayrıntılarını düzenlemesi ve her somut olaya uygulanacak çözüm yollarını göstermesinin mümkün olmasının düÅŸünülem eyeceÄŸini vurgulamakta, yasa koyucuların çizdiÄŸi genel çerçeveler doÄŸrultusunda idarenin takdir yetkisini kullanarak tüzük ve yönetmeliklerle gerekli düzenlemeleri yapacağı bu düzenlemeleri yaparken hukuk kurallarına uygun bir ÅŸekilde idare edilenlerin hak ve hukukunu koruyan bir ÅŸekilde düzenlenmesinin esas olması gerektiÄŸi ifade edilmektedir. Bu konuda takdir yetkisinin idare de olduÄŸu fakat günümüzde takdir yetkisinin kullanılmasına; a- Takdir yetkisi tanıyan hukuki metinlerle (baÅŸta Anayasa olmak üzere kanun, tüzük ve yönetmelik gibi yazılı hukuk kuralları) b- Yargı organlarının kararlarıyla bir sınırlama getirildiÄŸi görülmektedir. İdare edenin takdir yetkisi; idare etmenin temel ÅŸartlarından biridir fakat, idare edenlerin keyfi olmaması için denetlenmeye ve sınırlanmaya ihtiyaç gösteren bir yetki durumundadır. Hukuk devleti ilkesinin doÄŸal sonucu olarakta İdari Yargı yerleri tarafından gerçekleÅŸtirilen bu denetim ve sınırlamanın yapılması gerekmektedir. İdare takdir yetkisini kullanarak düzenlediÄŸi konularda yargı denetimi yapılırken en çok ta deÄŸerlendirmelerin objektif kriterle saptanmış ölçütler e uyup uymaması üzerinden yapılmaktadır. Bu nedenle objektif olmayan kriterlerden uzak durulmalıdır. Bakanlık tarafından iptal konusu yönetmeliÄŸin neden bu ÅŸekliyle düzenlendiÄŸi konusunda mahkemeye sunulan savunmada; "Bakanlığın etkin ve verimli hizmet üretmede tercih edeceÄŸi yöntemlerde hiç ÅŸüphesiz ki tasarruf hakkına sahip olduÄŸunu, aynı amaca ulaÅŸan çeÅŸitli yol ve yöntemlerin hipotetik (varsayımsal) olarak herzaman mümkün bulunduÄŸunu, hedeflere ulaÅŸmak bakımından hangi yöntemin seçileceÄŸinin, kurumun bilgi, birikim, deneyim ve uzman görüÅŸlerinin oluÅŸturduÄŸu bir kararla belirlendiÄŸini, dava konusu düzenlemelerin bu anlayışın uygulamaya yansıması ile oluÅŸtuÄŸunu, bunun yanında, her kademedeki yöneticinin kendisine hiyerarÅŸik olarak en yakın yöneticiyi atanmak üzere teklif etmesinin, o yöneticinin kendi baÅŸarısını da belirleme iradesini ortaya koyma gereÄŸinden kaynaklandığını, bunun doÄŸal ve mantıki bir durum olduÄŸunu, bu tercihin etkili yönetime katkı saÄŸlayacağının inkar edilemez bir gerçek olduÄŸunu, bu yaklaşımın üst yöneticilerin yönetici adayları konusunda doÄŸrudan sorumluluk alma durumlarını ortaya koyduÄŸunu, idari iÅŸ ve iÅŸlemlerdeki süreçlerin kısaltılarak kararların zamanında ve etkin bir ÅŸekilde alınmasına, esnek ve ortaya çıkabilecek problemlere çözüm üretebilecek mahiyette olduÄŸunu ve uygulamadan alınan geri bildirimlerin deÄŸerlendirilerek yapıldığı" ifade edilmiÅŸtir. Mahkeme ise; " bu nedenler; yönetsel iÅŸlemin sebep unsurunu oluÅŸturabilecek bir dayanak ve gerekçe niteliÄŸinde görülmediÄŸini& quot; vurgulamıştır. Yani ortaya koyulan gerekçe sebebi karşılayacak nitelikte bulunmamıştır. (Yani bu yönetmeliÄŸin çıkarılmasında hukuki dayanak, amaç, kamu yararı, hizmetin gereÄŸi, kariyer, liyakat gibi temel ilkelere baÄŸlı kalındığı ve en uygun olanın atanacağı noktasında gerekli veriyi mahkemeye sunamamıştır.) Son Bölümde ise yürütmesi durdurulan maddelerin durdurma gerekçeleri sıralanmıştır. Bu gerekçeler; 1- Daha önceki yönetmeliklerde var olan süre sınırlarının aÅŸağıya çekilmesinin kamu yararı ya da hizmetin gereÄŸi ile baÄŸdaÅŸmayacağı (ÖrneÄŸin A tipi kurum müdürlüÄŸ& uuml; için 4 yıl yöneticilik yapmış olma ÅŸartının 3 yıla indirilmesinin anlamsız olduÄŸu) (Dava konusu hükümdeki sürelerin, mülga Yönetmelikteki sürelere göre kısa tutulmuÅŸ olmasını haklı gösterecek, bir baÅŸka ifadeyle, daha az kıdemi esas almanın kamu yararı ve hizmet gereklerine nasıl bir olumlu katkı saÄŸladığını somut biçimde ortaya koyacak bir sebep de davalı idare tarafından ileri sürülmemiÅŸtir.) 2- Madde içeriÄŸinin, yukarıda belirtilen normatif düzenlemelerle çerçevesi çizilen anlayışa ve Danıştay ikinci Dairesi'nin söz konusu kararları ile ortaya koyduÄŸu içtihadi yaklaşıma aykırılık taşıdığı tartışmasızdır. Åžöyle ki, dava konusu düzenleme; 3- -Sübjektif deÄŸerlendirmelere açık bir sistemi öngördüÄŸ& uuml; için objektiflik ilkesinden uzaklaÅŸmayı ifade etmektedir. 4- -Takdir yetkisine mutlaklık ölçüs&uu ml;nde bir etki kazandırmıştır. 5- -Yöneticilik görevine aday olmak isteyecekleri haberdar edecek bir içeriÄŸe sahip olmadığı için fırsat eÅŸitliÄŸini ortadan kaldırmakta ve geniÅŸ katılımı engellemektedir. 6- -Takdir yetkisinin sınırlarını hiçbir kıstasla baÄŸlı tutmayacak ölçüde geniÅŸlettiÄŸi için kamu personelinin mesleki anlamda kendini geliÅŸtirme isteÄŸini sınırlayıcı bir sonuç doÄŸurmaktadır. 7- -Hiçbir deÄŸerlendirme kriterine yer vermeyerek hukuka uygunluk denetiminin etkinliÄŸini daraltmaktadır. 8- -Kariyer ve liyakat ilkelerini gözetmeyen yapısıyla kamu personeli açısından güvencesiz bir ortam yaratmaktadır. 9- -Görevin gerektirdiÄŸi niteliklere iliÅŸkin bir vurguyu içermemesi nedeniyle en uygun personelin seçimini ve dolayısıyla kamu hizmetinin iyi iÅŸlemesini zorlaÅŸtırıcı bir etkiye sahiptir. 10- DiÄŸer taraftan, dava konusu düzenlemede; yetkinin bu derecede kiÅŸisel deÄŸerlendirmeye açık olması, iyi niyetle kullanım halinde dahi, uygulanan iÅŸlemlerde büyük yanılgılara neden olabilecektir. Yapılacak deÄŸerlendirme hatalarının sonradan düzeltilmesi de oldukça güç bir uÄŸraşı gerektirecektir. 11- Sonuç olarak, takdir yetkisindeki mutlaklık; keyfi ve kamu yararı amacı dışında uygulamalara neden olabilecektir. Åžeklindedir. Bu Karara Göre Yeni Çıkarılacak Yönetmelik Nasıl Olacak? Bu karar sonucunda İdare yani Milli EÄŸitim Bakanlığı tarafından yeni bir yönetmelik yürürlüÄŸe koyulacaktır. Bu karardan sonra bu kararda özellikle vurgulanan en temel ilkelere mutlaka uyulmalıdır. Aksi yaklaşım hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük ve önemli bakanlığını çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya bırakabilecektir. Yeni Yönetmelik Çıkarılmasında Uyulması Gereken Temel İlkeler Nelerdir? 1- Mahkemeler tarafından verilen kararları bertaraf eden ya da bu kararlara aykırı bir hüküm bulunmaması 2- Kariyer, Liyakat, Hizmetin GereÄŸi, Kamu Yararı ilkeleri gözetilirken Objektif Kriterlerin koyulması (Sınav,sicil, kıdem, yöneticilik kıdemi,ödül, hizmetiçi eÄŸitim,eÄŸitim, akademik çalışma, gibi akla gelebilecek objektif ve net kriterler) 3- Bu objektif kriterler ile koyulacak diÄŸer kriterlerin Sınav Kriterini bertaraf etmeyecek yani anlamsız kılmayacak nitelikte olması. (Yürürlükt en kaldırılan 11.01.2004 yönetmelikte yapılan deÄŸiÅŸikliklerde koyulduÄŸu gibi olmaması) 4- ÖrneÄŸin A tipi kurum müdürlüÄŸ& uuml; için 4 yıl yöneticilik yapmış olmaktan daha az süre öngörülmem esi. (Yani önceki mevzuattan daha az kıstası göz önüne almanın anlamsız olacağı) 5- Duyurunun ÅŸart olması, genel ve özel ÅŸartları taşıyan tüm personele mutlaka duyurularak baÅŸvuru hakkı verilmesi. 6- DeÄŸerlendirme kriterlerinin, en uygun personelin seçilmesini saÄŸlayacak biçimde oluÅŸturulması, 7- Yapılacak düzenlemede keyfiyet içeren en küçük hususun bulunmamasıdır. Kısaca çıkarılacak yönetmelik; eÄŸitim kurumlarına en uygun yöneticiyi belirleyecek kanunlarda belirtilen (Kariyer, Liyakat, Hizmetin GereÄŸi ve Kamu Yararı) temel ilkeleri objektif kriterlere göre maksimum düzeyde ortaya çıkaran hukuk kuralları ile özellikle son mahkeme kararına (bir bakıma tüm uygulamaların ve kararların özeti de yapılmış olduÄŸundan) uygun bir ÅŸekilde düzenlenmelidir. GeçmiÅŸte görüldüÄŸ& uuml; gibi ben yaptım olduculuk, adam kayırma, yandaÅŸ kollama ya da bulma gibi kısır döngülere dayalı bir yönetmelik mevcut durumu daha çok içinden çıkılmaz hale sokacağı gibi kurumlarda kaybolan iÅŸ barışını da iyice kötü duruma sokacaktır. Bu yaklaşımın ne eÄŸitimcilere, ne eÄŸitime, ne de ülkeye yararı olmamıştır olmayacaktır. Yönetmelik çıkarılırken; " 2005 sınavını son deÄŸerlendirmede kazanıp atama bekleyen 4500 öÄŸretmen; " 2006 sınavına girip yönetmelik olmadığından baÅŸvur hakkı verilmeyen 15.000 öÄŸretmen " 2006'da var olan yönetmeliÄŸe göre geçmiÅŸte yaptıkları Kurucu Müdürlük ya da Müdür Yetkili ÖÄŸretmenlik görevleri nedeniyle yöneticilikleri müktesep hak olarak tanımlandığından 2006 sınavına alınmayan (15.000 öÄŸretmenin kazandığı) sınava alınmayan ve yönetici olmak isteyen binlerce öÄŸretmenden OluÅŸan onbinlerce maÄŸdur durumdaki eÄŸitim çalışanının haklarının korunması konusunda öncelikle adım atılması gerektiÄŸini aksi yaklaşımın hem hukuki hem de vicdani olmayacağını vurgulamakta fayda vardır. Saygılarımla Maksut BALMUK EÄŸitim Yöneticisi mb3453@gmail.com
|